Bir Kanal, Bin Hayal
Napolyon, Mısır’a yalnızca bir orduyla gitmedi.
Arkasında bir fikir, önünde bir harita vardı.
İngiltere’yi Avrupa’da yenemiyorsa, onu Doğu’dan sıkıştırabilirdi.
Mısır bunun için bir kapıydı.
Süveyş ise o kapının anahtarı…
Napolyon’un hesabı basitti:
Mısır alınacak, İngilizlerin Doğu’daki damarları kesilecek, Akdeniz Kızıldeniz’e bağlanacaktı.
Ama tarih bazen orduların değil, hayallerin savaşıdır.
Çölde eski bir kanalın izlerine rastladılar. Binlerce yıl önce kullanılmış, sonra kumların altında unutulmuş bir yol…
İnsan gerçekten tuhaf bir varlık.
Bugünün hayali için dünün izlerini arıyor.
Kendi çağının sınırlarını aşmak için geçmişin yollarını kazıyor.
Napolyon’un kanalı gerçekleşmedi.
Savaşlar, imparatorluklar ve iktidar hesapları projenin önüne geçti.
Ama fikir ölmedi.
Yıllar sonra başka bir Fransız, Ferdinand de Lesseps, aynı coğrafyaya baktı ve belki de Napolyon’un göremediği şeyi gördü:
Bazı yollar önce haritalarda açılır, sonra toprakta.
Süveyş Kanalı işte böyle bir hayalin ete kemiğe bürünmüş hâliydi.
Bugün gemiler o kanaldan geçerken bize yalnızca iki denizin birleşmesini anlatmıyorlar.
Bize şunu da hatırlatıyorlar:
Büyük işler önce bir insanın zihninde başlar.
Sonra bir fikir olur.
Sonra bir hayal.
Ve bazen, yıllar sonra, dünyanın yönünü değiştirir.
Belki de tarihin en büyük kanalları, önce insanın zihninden geçer.
Yorumlar