Öfke, başkasının hatasını kendimize ödettirmektir.
Günlük hayatın her köşesinde öfkeyle karşılaşıyoruz.
Trafikte bir korna…
Kırmızıda beklerken sabırsızlanan bir sürücü…
“Yol benim.” diyen bir direksiyon…
Işık yanar yanmaz kendini yarış pistinde sananlar…
Kaldırımda bir omuz…
Çarşıda yanlış anlaşılmış bir söz…
Sokakta küçücük bir bakış...
Sanki hayat bir yarış.
Önce ben geçeyim.
Önce benim hakkım.
Önce ben yetişeyim.
Bir yere yetişme telaşıyla birbirimizin hayatından geçip gidiyoruz.
Oysa bazen birkaç saniye kazanmak için gösterdiğimiz acele, bize yıllar kaybettirebilir.
Çünkü trafik yalnızca yolların değil, insan sabrının da sınandığı bir yerdir.
Bir anlık öfke direksiyonu sertleştirir.
Bir anlık hırs ayağı gaza götürür.
Bir anlık dikkatsizlik hayatı ikiye bölebilir.
Çok sevdiğim bir insanın şu sözü hep aklımdadır:
“Kaza yaşandıktan sonra haklı çıkmanın ne önemi var?”
Gerçekten…
Yol hakkı sizin olabilir.
Işık sizin için yanmış olabilir.
Karşı taraf hata yapmış olabilir.
Ama kaza olduktan, can yandıktan, hayat değiştikten sonra haklılığın ne anlamı kalır?
Öfke de böyledir.
Karşımızdakini susturabiliriz.
Tartışmayı kazanabiliriz.
Son sözü söyleyebiliriz.
Ama bazen kazandığımız tartışma, kaybettiğimiz bir insan olur.
Öfke bir ateştir.
Karşımızdakini yakmadan önce bizi yakar.
Güçlü olmak hiç öfkelenmemek değildir.
Asıl güç, öfkelendiğin anda frene basabilmektir.
Her korna cevap beklemez.
Her söze karşılık verilmez.
Her yanlış düzeltilmek zorunda değildir.
Bazen birkaç saniye beklemek, bir ömürlük pişmanlıktan daha değerlidir.
Bazen susmak geri çekilmek değil, hayata yol vermektir.
Çünkü hayat bir yarış değildir.
Kimse mezarına “Hep ben geçtim.” diye yazdırmayacak.
Kimse son nefesinde “Trafikte yolumu vermediler ama ben haklıydım.” diye teselli bulmayacak.
Geriye kalan; kaç kişiyi geçtiğimiz değil, kaç insanın hayatına zarar vermeden yol aldığımızdır.
Bu yüzden bazen gaza değil, frene basmak gerekir.
Bazen korna yerine sabır gerekir.
Bazen haklı olduğumuzu kanıtlamak yerine bir insanın hayatını korumayı seçmek gerekir.
Çünkü bazı anlarda mesele kimin haklı olduğu değildir.
Mesele, eve herkesin sağ salim dönüp dönemeyeceğidir.
Ve unutmayalım:
Bir anlık öfkeyle haklı çıkabiliriz;
ama o bir an, bütün bir hayatı haksız çıkarabilir.
Yorumlar