SESSİZLİK NEDEN ÜRKÜTÜCÜ?

Gerçeklerle yüzleşmemek için sessizliği gürültüyle boğmayı öğrendik.

Yürürken podcast dinliyoruz.

Yemek yerken dizi izliyoruz.

Telefonumuzdan gelen her bildirime bakıyoruz.

Sessizlik çöktüğü anda müziği açıyoruz.

Çünkü sessizlik, insanı kendisiyle baş başa bırakıyor.

Virginia Üniversitesi'nden psikolog Timothy Wilson ve ekibinin yaptığı bir araştırma bunu çarpıcı biçimde gösterdi.

Katılımcılardan 15 dakika boyunca boş bir odada, hiçbir şey yapmadan oturmaları istendi.

Odada bir de elektrik şoku verebilen bir düğme vardı.

Sonuç şaşırtıcıydı.

Bazı katılımcılar sessizce oturmak yerine kendilerine elektrik şoku vermeyi tercih etti.

Yani insan bazen kendi düşünceleriyle baş başa kalmaktansa fiziksel acıyı bile tercih edebiliyor.

Peki neden?

Çünkü sessizlik bize kendimizi hatırlatıyor.

Gerçekten mutlu muyum?

Yaşadığım hayat bana ait mi?

Bu kadar çalışmak gerçekten gerekli mi?

Neyi eksik bırakıyorum?

Gürültü varken bu soruları duymuyoruz.

Telefon çalıyor.

Bir video başlıyor.

Bir mesaj geliyor.

Bir şarkı açılıyor.

Zihnimiz hiç susmuyor.

Sanki bilgisayarda yüzlerce sekme açık. 

Hiçbirini kapatmıyoruz.

Sonra yoruluyoruz.

Buna dijital yorgunluk diyoruz.

Tükenmişlik diyoruz.

Oysa bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla eğlence değil, biraz sessizlik.

Can sıkıntısı da her zaman kötü değildir.

Bazen zihnin dinlenmeye başladığını gösterir.

Bazen yeni bir düşüncenin doğacağı boşluktur.

Bazen insanın kendisini yeniden duyduğu yerdir.

Bu yüzden sessizlikten hemen kaçmayın.

Telefonu bir kenara bırakın.

Müziği kapatın.

Ekranı susturun.

Ve bir süre hiçbir şey yapmayın.

Çünkü bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey, dışarıdan gelecek yeni bir ses değil; kendi içindeki sesi yeniden duyabilmektir.

Yorumlar