24 Eylül 2026’da Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4–5,5 büyüklüğündeki deprem, hepimizi yeniden düşünmeye sevk etti.
Saat 10.40’ta meydana gelen bu sarsıntının ardından gözler ister istemez artçı aktivitesine çevrildi.
Çünkü deprem yalnızca sallanan binalardan ibaret değildir; yerin altında ne olduğunu anlamaya çalıştığımız büyük bir sistemin küçük bir işaretidir.
Bu noktada 6 Şubat 2023 öncesindeki Kırıkhan depremini hatırlamak insanın aklına bazı sorular getiriyor.
18 Aralık 2022’de Kırıkhan’da saat 21.13’te 4,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş, ardından bölgede küçük artçılar da kaydedilmişti. Tam 50 gün sonra ise 6 Şubat depremleri Hatay ve çevresini ağır biçimde vurdu.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:
Bir depremin ardından artçıların az olması veya hiç görülmemesi, mutlaka daha büyük bir depremin geleceği anlamına gelmez.
Aynı şekilde depremlerin yer altındaki “gazı boşaltarak” fayları güvenli hâle getirdiğini söylemek de bilimsel olarak doğru değildir.
Fakat bu belirsizlik, tedbiri ertelemek için de gerekçe olamaz.
Özellikle Şanlıurfa ve çevresindeki yapıların, zemin koşullarının ve aktif fayların bilimsel olarak yeniden değerlendirilmesi gerekir. Deprem tahmini yapamayız; fakat deprem riskini azaltabiliriz.
Şanlıurfalılar ne yapmalı?
Hasarlı veya güvenliği şüpheli binalara girmemeli.
Özellikle 6 Şubat 2023’ten sonra hasar almış binalar yeniden kontrol ettirilmeli.
Bina güvenliği konusunda yetkili mühendislik kuruluşlarından performans değerlendirmesi istenmeli.
Aileler deprem çantası, toplanma alanı ve iletişim planını şimdiden hazırlamalı.
Dolap, kitaplık ve ağır eşyalar duvara sabitlenmeli.
Resmî kurumların deprem duyuruları takip edilmeli; sosyal medya üzerinden yayılan doğrulanmamış bilgilerle hareket edilmemeli.
En önemlisi, “Burada büyük deprem olmaz.” düşüncesiyle riskli yapılarda yaşamaya devam edilmemeli.
Çünkü depremi önceden haber veremeyiz.
Ama binanın sağlam olup olmadığını deprem gelmeden önce öğrenebiliriz.
Mesele deprem olduktan sonra haklı çıkmak değil; deprem olmadan önce tedbir almaktır.
Kazada olduğu gibi…
Kaza olduktan sonra haklı çıkmanın ne önemi varsa, deprem yıktıktan sonra tedbir almanın da o kadar anlamı vardır.
Ölüm Allah’ın emridir; fakat ihmal kader değildir.
Bugün alınabilecek bir tedbir, yarın bir canın enkaz altında kalmasını engelleyebilir.
Allah beterinden korusun.
Yorumlar