DENİZ OL

Deniz Ol

Bir çocuğun ayakkabısı denize düşer.
Dalgalar ayakkabıyı alır, uzaklara götürür.

Çocuk üzülür. Sahildeki ıslak kumlara parmağıyla yazar:

“Bu deniz hırsızdır.”

Biraz ileride bir balıkçı, ağını denizden çeker. Ağ balıklarla doludur. Balıkçı sevinçle kumlara yazar:

“Bu deniz cömerttir.”

Derken deniz bir gencin hayatını alır. Kıyıda ağıtlar yükselir. Acılı annesi gözyaşları içinde kumlara yazar:

“Bu deniz katildir.”

Akşamüstü yaşlı bir balıkçı, denizin derinliklerinden büyük bir istiridye çıkarır. İçinden iri, parlak bir inci çıkar. İhtiyar balıkçı uzun uzun denize bakar ve kumlara yazar:

“Bu denizin gönlü çok zengindir.”

Aynı deniz…

Birinin gözünde hırsız,
birinin gözünde cömert,
bir annenin yüreğinde katil,
bir ihtiyarın nazarında ise zengin ve cömert bir gönüldür.

Peki hangisi doğrudur?

Belki de hepsi kendi yaşadığını anlatıyordur.

Çünkü insan çoğu zaman karşısındakini olduğu gibi değil, ona yaşattığı şey kadar görür.

Sonra bir dalga gelir.

Sessizce…

Bütün yazıları siler.

“Hırsız” da gider, “cömert” de…
“Katıl” sözü de silinir, “zengin gönül” de…

Kum yeniden tertemiz kalır.

Deniz ise hiçbir şey olmamış gibi kıyıya vurmaya devam eder.

Ne kendisini övenlere teşekkür eder,
ne kendisini suçlayanlara cevap verir.

Çünkü deniz bilir:

İnsanların söylediği sözler kıyıya yazılır.
Hakikat ise derinlerde saklıdır.

Hayatta da böyledir.

Bazen birileri sizi anlamaz ve hakkınızda kötü konuşur.
Bazen yaptığınız iyilik unutulur.
Bazen yıllarca verdiğiniz emek, tek bir hatanızın gölgesinde kalır.
Bazen de hiç beklemediğiniz biri sizi göklere çıkarır.

Bugün sizi seven, yarın sizi eleştirebilir.
Bugün sizi eleştiren, yarın sizi anlayabilir.

İnsanların düşünceleri, sahildeki kumlara yazılmış yazılar gibidir.

Gelirler, değişirler ve bir gün silinirler.

Öyleyse başkalarının kalemine teslim etmemeliyiz hayatımızı.

Herkesin söylediğine göre şekil alırsak kendimiz olmaktan çıkarız. Birinin övgüsüyle yükselip başka birinin eleştirisiyle yıkılırsak, ruhumuzun dümenini başkalarının ellerine bırakmış oluruz.

Deniz olmak biraz da budur:

Derin olmak…

Her sözü içine almamak.
Her söze cevap vermemek.
Her övgüyle kabarmamak.
Her eleştiriyle küçülmemek.

Ama bu, kimseyi umursamamak da değildir.

İnsanın kendisine yöneltilen doğru eleştiriyi dinlemesi gerekir. Yanlışını gördüğünde değiştirmesi, kırdığı gönülleri onarması, hatasından ders çıkarması gerekir.

Fakat başkasının sözüyle kendine bir kimlik biçmemelidir.

Çünkü senin kim olduğunu, sahile yazılan birkaç kelime belirlemez.

Bazen hayat seni hırpalar, bazen ödüllendirir.
Bazen kaybedersin, bazen bulursun.
Bazen gözyaşı dökersin, bazen inci çıkarırsın kendi derinliklerinden.

Önemli olan, bütün bunların ortasında deniz kalabilmektir.

Dalgaların gelir geçer.

Sözler gelir geçer.

İnsanlar gelir geçer.

Kumlara yazılanlar bir gün mutlaka silinir.

Geriye yalnızca senin derinliğin kalır.

Ve belki de hayatın en büyük sırrı şudur:

Deniz olmak istiyorsan, kıyıya yazılan her sözü kendine kader edinmeyeceksin.


BESTAMİ BOZKURT

Yorumlar