"İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım..."
Ne zaman Ağustos gelse, başımı istemsizce gökyüzüne çeviriyorum. Sanki gök, yılın hiçbir ayında olmadığı kadar derin, daha mavi, daha konuşkan oluyor. Kat kat açılan sonsuzluğu, insanın içine hem huzur hem de tarifsiz bir özlem bırakıyor. O anlarda, Turgut Uyar'ın dizeleri usulca zihnime konuyor:
"İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım..."
Gerçekten de göğe bakmak bazen bir ibadet, bazen bir sığınak, bazen de insanın kendi ruhuyla yaptığı en samimi yolculuk oluyor.
Gökyüzüne her baktığımda ona biraz daha âşık oluyorum. Çünkü gök yalnızca başımızın üzerini örten bir çatı değil; Rabbimizin sonsuz kudretini sessizce anlatan en büyük kitaptır. Her bulut bir cümle, her yıldız bir kelime, her gece ise okunmayı bekleyen uzun bir hikâyedir.
Ne güzeldir tabiat... Ne güzeldir gökyüzü... Aslında gökyüzü, doğanın en büyük aynası değil midir? Dağların heybeti, ovaların dinginliği, okyanusların derinliği, nehirlerin bitmek bilmeyen akışı... Hepsi göğün altında anlam kazanır. Sanki yeryüzü, gökyüzünün sessiz şiirini tamamlamak için yaratılmıştır.
Hayat ise doğumla ölüm arasına kurulmuş ince bir köprü... Bir göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısacık bir misafirlik... Kendimizi bazen hayatın tam ortasında sanıyoruz; oysa zaman bizden çok daha hızlı akıp gidiyor. Biz, sonsuzluk karşısında sadece göğe bakan yolcularız.
İnsan bazen hüzünlenir. Hayallere dalar, uzaklara gider. İçini tarif edemediği özlemler sarar. Gökyüzü de tam o an omzumuza dokunur. "Yalnız değilsin." der gibi yıldızlarını yakar. İnsan, göğe baktıkça kendi içindeki sessizliği de duymaya başlar.
Sonra gece ilerler... Kutup Yıldızı yerini gösterir. Demirkazık dimdik durur. Çoban Yıldızı sabahı müjdeler. Ülker usulca göz kırpar. Süheyl ufuktan seslenir. Anadolu insanının asırlardır isim verdiği Terazi ve nice yıldızlar, göğe sevdayla bakanlara sanki başka bir dilde hikâyeler anlatır. Dinleyebilene... Hissedebilene...
Bazen düşünüyorum... Rabbimiz neden bu kadar büyük bir gök yarattı? Neden milyonlarca yıldızı gecenin siyah atlasına tek tek işledi? Belki de insan, başını kaldırıp sadece bakmayı öğrensin diye... Kendi küçüklüğünü, Yaradan'ın sonsuzluğunu fark etsin diye...
İşte bu yüzden ben göğe bakmayı seviyorum. Çünkü her bakışımda biraz daha umut buluyorum. Biraz daha hayran kalıyorum. Biraz daha kendimi tanıyorum.
Ve biliyorum ki gökyüzüne gerçekten âşık olanlar, hiçbir zaman yalnız değildir. Çünkü gök, her gece onları aynı sessizlikle, aynı merhametle ve aynı sonsuzlukla kucaklamaya devam eder.
Yorumlar