RÜZGAR GÜLÜ HİKAYESİ


Bir zamanlar yüksek bir tepede duran bir rüzgâr gülü varmış. 

Nereye eserse rüzgâr, o da oraya dönermiş. 

Köydekiler onu çok severmiş; çünkü herkese uyum sağlıyor, kimseyi rahatsız etmiyormuş.

Bir gün tepenin yamacında kökleri derinlere uzanan yaşlı bir çınar ağacı rüzgâr gülüne sormuş:

"Hiç kendi istediğin yöne baktığın oldu mu?"

Rüzgâr gülü şaşırmış.

"Benim görevim rüzgârın istediği yere dönmek. Herkes beni bu yüzden seviyor."

Çınar gülümsemiş:

"Sevilmek güzeldir ama sürekli başkalarının estiği yöne dönersen bir gün kendi yönünü unutursun."

Aradan yıllar geçmiş. 

Rüzgâr her gün başka taraftan esmiş; kimi zaman övgü, kimi zaman eleştiri, kimi zaman alkış, kimi zaman beklenti olmuş. 

Rüzgâr gülü hepsine uyum sağlamaya çalışırken yorulmuş.

Oysa çınar hâlâ yerindeymiş. Fırtınalar onu sallamış ama yönünü değiştirememiş. 

Çünkü gücünü dışarıdan gelen rüzgârlardan değil, içerideki köklerinden alıyormuş.

İnsan da biraz böyledir.

Sürekli alkışın peşinden koşarsa rüzgâr gülüne dönüşür; herkesin beklentisine göre döner durur. 

Ama değerlerine kök salarsa çınar gibi olur; fırtınalar karşısında eğilse bile özünden vazgeçmez.

Çünkü özgürlük, herkes tarafından beğenilmek değil; kendi vicdanının karşısında dimdik durabilmektir. 

Gerçek huzur da insanların alkışında değil, insanın kendi kökleriyle kurduğu sağlam bağda saklıdır.

Yorumlar