Çocuklarımızı severken, onları hayata hazırlamayı bazen unutuyoruz.
Onların üzülmesini istemiyor, yorulmasına kıyamıyor, başarısızlıkla tanışmasına izin vermiyor, önlerine çıkan her engeli kaldırmaya çalışıyoruz.
Oysa iyi bir anne baba olmak, çocuğun yolundaki bütün taşları temizlemek değil; o taşların üzerinde yürüyebilecek gücü kazandırmaktır.
Modern ebeveynliğin en büyük yanılgılarından biri, çocuğu hayatın zorluklarından tamamen koruyabileceğini düşünmesidir.
Fakat hayat, ne okulda ne iş yaşamında ne de insan ilişkilerinde sürekli konfor sunar.
Açlık, yokluk, hayal kırıklığı, utanç, başarısızlık ve sorumluluk gibi duygular insan olmanın ayrılmaz parçalarıdır.
Bu duygularla tanışmayan bir çocuk, ilk ciddi zorlukla karşılaştığında kendisini çaresiz hissedebilir.
Çocuklar sorumluluk alarak büyür.
Kendi odasını toplamak, evde küçük işlere yardım etmek, yaptığı hataların sonucuyla yüzleşmek ve emeğin değerini öğrenmek onların karakterini inşa eder.
Bir işi ödül almak için değil, ailenin bir ferdi olduğu için yapmayı öğrenen çocuk; görev bilincini, paylaşmayı ve aidiyet duygusunu da kazanır.
Hayatın her yükünü anne babanın omuzlaması, çocuğun yük taşıma kaslarını zayıflatır.
Sürekli korunarak büyüyen çocuklar, gerçek hayatın sert rüzgârlarıyla karşılaştıklarında ayakta durmakta zorlanırlar. Çünkü mücadele etmeyi değil, birilerinin onlar adına mücadele etmesini öğrenmişlerdir.
Çocuklara zaman zaman zorluk yaşatmak, onları cezalandırmak değil; geleceğe hazırlamaktır.
Harçlığını planlamayı öğrenmesi, istediği her şeye anında ulaşamaması, emek vermeden kazanamayacağını anlaması, sabretmeyi ve şükretmeyi öğrenmesi hayatın en değerli dersleridir.
Özellikle ergenlik döneminden itibaren çalışma hayatını tanımaları, emeğin ve paranın kıymetini anlamaları, yetişkin yaşamına daha sağlam adımlarla girmelerini sağlar.
Ebeveynlik, çocuk için sürekli kolaylaştırmak değil; gerektiğinde geri çekilmeyi de bilmektir.
Çünkü çocuğun yerine her problemi çözen anne baba, aslında onun problem çözme becerisini elinden alır. Her düşüşü engelleyen aile, kalkmayı öğrenme fırsatını da ortadan kaldırır.
Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Çocuğumu gerçekten mutlu bir geleceğe mi hazırlıyorum, yoksa sadece bugünün rahatlığını mı sağlıyorum?
Çünkü el bebek gül bebek büyütülen çocuklar, hayatın ilk sert rüzgârında solabilir.
Oysa sevgiyle birlikte sorumluluk, emek ve mücadele de öğretilirse; çocuk yalnızca büyümez, aynı zamanda güçlenir.
Gerçek sevgi, çocuğun önündeki tüm engelleri kaldırmak değil; karşısına çıkan engelleri aşabilecek karakteri kazandırmaktır.
Hayata hazırlanan çocuklar, yalnızca başarılı bireyler değil; aynı zamanda güçlü, üretken ve sorumluluk sahibi insanlar olarak topluma değer katarlar.
Bu yüzden çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras, sınırsız konfor değil; zorluklarla baş edebilecek sağlam bir karakterdir.
Yorumlar