YARIM TOST



Çocukları ağlayan bir milletin geleceği karanlıktır.


Erken modernleşme sürecinin getirdiği bir konformizm olarak teknolojik imkânların yaygınlaşması, ulaşım türevlerinin çoğalması ne yazık ki eğitime akıllı tahtadan öteye geçememiştir.


Az önce televizyonda gördüm; 3,7 milyondan fazla öğrenci ikili eğitim görüyor. Yani okul içinde okul… Okuldan tasarruf sağlanıyor. Teneffüs süreleri çok kısa ve çocukların sabah erkenden kalktığı bir günde, üst üste bindirilerek işlenen derslerden sonuç bekliyoruz.

Peki öğleden sonra eğitimi sonlanan çocuğun meşgul olacağı bir uğraşı var mı? Kendini meşgul edemeyen öğrenciyi şeytanın yolundakiler işgal eder. Ne yazık ki emme basma tulumba gibi ağır aksak inletilerek yürütülmeye çalışılan eğitim öğretim faaliyetleri, gün geçtikçe şiddete maruz kalınan bir noktaya dönüştü.

2022 PISA raporuna göre 75 ülke arasında okullarda en mutsuz olunan ülke Türkiye.

Bu bir sonuçtur arkadaşlar. Sonuca yüzlerce etken ve durumun etkisiyle ulaşılır; bir günde ulaşılmaz. Düzelmeyen, her gün daha da sarpa saran eğitimin geldiği noktada her okul kapısına polis koyarak bu işin uzun vadede çözülemeyeceğini herkes biliyordur. Mutluluğu elinden alınan çocukların aydınlık bir gelecek inşa edemeyeceği açıktır.

Mantar gibi açılan fakültelerden mezun olan öğretmen adaylarının yeni bir işsizler ordusu oluşturduğunu ve mutsuzluk skalasında büyük bir çığlığa dönüştüğünü görüyoruz.

Gençler umutsuz… Çocuklar mutsuz… Emekliye gelince o da geçmişinden kopamıyor.


Şehir ve kırsal kesim arasında imkan ve fırsat eşitliği yok.

Kitap, kırtasiye ürünlerine erişim ne yazık ki geçim kaygıları yüzünden sınırlı…

Öğretmen niteliğini denetleyen mekanizma çok yetersiz…

PİSA raporuna göre matematik, fen ve okuduğunu anlamada ortalamanın altındayız.

Kahramanmaraş’ta vefat eden öğrencilerin kantin harcamalarını görünce içiniz cızz etti mi?

Yarım tost, yarım kaşarlı…

Tost zaten yarım ekmekten olmuyor mu? Çeyrek ekmek ve azıcık peynir…

Cümlelerimiz gibi yarım kalıyor her şey…

Boğazımızda…


Peki ne yapılabilir? Öncelikle ikili eğitim yerine bir okul yapım seferberliği şarttır; deprem konutlarına gösterilen irade eğitime de gösterilebilir. Teneffüsler en az 20 dakika olmalıdır, bu bir lüks değil nörolojik bir zorunluluktur. Her okula psikolog ve rehber öğretmen zorunlu hale getirilmeli, özellikle kırsal ve dezavantajlı bölgelerde okul sonrası etkinlik programları devlet güvencesiyle sunulmalıdır. Öğretmen yetiştiren fakültelerin kontenjanı kaliteye göre daraltılmalı, müfredat ezberi değil analizi ödüllendirmeli, başarı yalnızca üniversite sınavıyla ölçülmekten çıkarılmalıdır.

Uzun vadeli çözüm bir günde gelmez ama doğru adım bugün atılmazsa yarın çok daha ağır bir fatura ödenecektir. Tohumun çürüdüğü topraktan meyve beklenmez.


BESTAMİ BOZKURT

Yorumlar