Tarihler 23 Nisan 1920’yi gösterdiğinde, yalnızca bir meclis açılmadı…
Bir milletin kaderi yeniden yazılmaya başlandı.
Bu tarih, umutsuzluğun tükenişidir.
Ama aynı zamanda, küllerin arasından yükselen umudun ilk nefesidir.
Yorgun, yoksul, ama inancını kaybetmemiş bir halkın; “Artık söz bizim!” dediği gündür 23 Nisan.
İhmallerin, yanlışların ve gecikmiş kararların yıkıma sürüklediği bir imparatorluğun ardından yepyeni bir başlangıcın kapısı aralanmıştır.
Evet…
İhmal edilen her şeyin sonu tükeniş olabilir.
Ama inanç, birlik ve cesaret varsa; tükenişten doğan bir diriliş de mümkündür.
Düşünün…
Soğuk bir Ankara sabahı. Tozlu yollar, yıpranmış kıyafetler, ama dimdik duran insanlar…
Henüz çocuk sayılabilecek bir yaşta olan Mehmet, dedesinin elini tutmuş Meclis binasının önüne gelir.
“Dede, neden bu kadar insan burada?” diye sorar.
Dedesi gözlerini binaya diker, sesi titrer ama gururludur:
“Evlat,” der, “bugün bu millet kendi kaderini kendi yazmaya başlıyor. Bugün burada sadece büyükler değil, senin geleceğin de kuruluyor.”
Mehmet o an belki her şeyi anlamaz…
Ama yıllar sonra kendi çocuklarına anlatacağı bir hikâye biriktirir o gün.
23 Nisan sadece bir tarih değildir.
Bir milletin yeniden ayağa kalkışının simgesidir.
Ve en anlamlı yanı şudur: Bu büyük gün, çocuklara armağan edilmiştir.
Çünkü gelecek; umutla bakan gözlerde, merak eden zihinlerde ve cesur yüreklerde filizlenir.
Bugün bizlere düşen görev çok açık:
Çocuklarımıza bu günü sadece kutlatmak değil, hissettirmek…
Onlara, bu meclisin hangi yokluklar içinde kurulduğunu anlatmak…
Ve en önemlisi, içlerinde o mücadele ruhunu uyandırmak.
Çünkü bir milletin gerçek gücü, geçmişini bilen ve geleceğini inşa etmeye hazır nesilleridir.
Atatürk ve silah arkadaşlarının karanlık günlerde yaktığı o umut meşalesi, bugün hâlâ yanıyor.
Ve bu yıl, o ışığın 106. yılı…
Bu ışığı söndürmemek bizim elimizde.
Onu daha da büyütmek ise çocuklarımızın…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yüreğinde vatan sevgisi taşıyan herkese kutlu olsun.
BESTAMİ BOZKURT
Yorumlar