SON GÜNLERİN FIRSATI: RAMAZAN BİZDEN NE İSTİYOR?

Ramazan Kuran ayı

Ramazan 2026 içimizi kanırta kanırta, acıta acıta geçiyor. Huşu dolu o mübarek zaman dilimleri elimizden hızla kayıp gidiyor.

Gidecek elbette…

Dönüp geriye baktığımızda bu dünyada geçmeyen ne var ki?

En güzel zamanlar da en zorlu günler de hayatımızın tam orta yerinden sessizce geçip gidiyor. İnsan gençliğinde bayramları, güzel günleri heyecanla bekler. Fakat yıllar ilerledikçe aslında beklediği şeylerin değil, ömründen eksilen yılların olduğunu fark eder.

İşte o zaman insan, hayatını daha verimli yaşamaya çalışır. Çünkü su gibi akıp giden ömrün hem bereketsizliği hem de bir gün sorgulanacak olması, insanın hayatını doldurma sorumluluğunu hatırlatır.

Sözü fazla uzatmayalım…

Ramazan da ocak gibi, şubat gibi geçip gidecek. Lakin geride kalacak olan; hangi şartlarda, ne kadar gayret ederek ne yaptığımız ve niyetimizin ne kadar halis olduğudur.

Çünkü Ramazan sıradan bir zaman dilimi değildir. Bu ay, Kur’an ayıdır. Kur’an-ı Kerim’i yeniden hatmetme; onu kalbimizin derinliklerinde hissederek hayatımızdaki yamuklukları ve eksiklikleri düzeltme zamanıdır. Bir bakıma Ramazan, insanın biraz daha olgunlaştığı, kalbinin biraz daha arındığı bir mevsimdir.

Yıllar önce küçük bir Anadolu kasabasında çok yaşlı bir adam yaşardı. Fakirdi ama Ramazan geldiğinde bambaşka bir insana dönüşürdü. Özellikle Ramazan’ın son on günü geldiğinde adeta başka biri olurdu.

Cami imamı bir gün merak edip sordu:

“Amca, seni Ramazan’ın son günlerinde geceleri hep camide görüyorum. Saatlerce dua ediyorsun. Neden özellikle son günlerde bu kadar gayret ediyorsun?”

Yaşlı adam gülümsedi ve şöyle dedi:

“Evladım… Bir zamanlar ben de Ramazanları sıradan geçirirdim. Oruç tutar ama geceleri fazla önemsemezdim. Bir gün bir âlimin sohbetine katıldım. Şöyle dedi:

‘Bir padişah düşün. Bir ay boyunca sarayının kapılarını açıyor ve diyor ki:
Kim gelirse ona ihsan edeceğim.
Ama son gecelerde kapıyı çalanlara daha büyük hediyeler veriyorum.’

Sonra şöyle dedi:

‘Allah da Ramazan boyunca kullarına rahmet kapılarını açar. Ama Kadir Gecesi gibi büyük bir geceyi son günlere saklar.’ ”

Yaşlı adam sözlerine şöyle devam etti:

“İşte o günden sonra düşündüm. Bir tüccar bile kazançlı günlerde dükkânını erken kapatmaz. Ben nasıl olur da Allah’ın rahmetinin en çok dağıtıldığı günlerde gaflet ederim?”

Sonra imamın gözlerinin içine bakarak şu cümleyi söyledi:

“Evladım, Ramazan’ın son günleri sınavın son dakikaları gibidir. Bazen bütün sonucu o son dakikalar belirler.”

O yaşlı adam o Ramazan’dan sonra çok yaşamadı. Fakat kasabada onu tanıyan herkes onun şu sözünü unutmadı:

“Ramazan’ın son günleri, Allah’ın kullarına verdiği son fırsat kapılarıdır.”

İşte bu yüzden Ramazan’ın son geceleri çok kıymetlidir. Bu günlerde Kur’an okumayı artırmak, namazlarımızı daha derin bir huşu ile kılmak, dua ve istiğfarda ısrarcı olmak, sadaka ve fitre vermek ve Kadir Gecesi’ni aramak gerekir.

Ama mesele yalnızca ibadetleri artırmak değildir.

Ramazan aynı zamanda kalbin terbiyesidir.

Yeme içme orucunun yanında; kin, kötülük, kem düşünceler, haset ve kıskançlık da kalbimizden çıkıp gitmelidir. İnsan bu ayda iç dünyasında köklü bir temizlik yapmalı, kırdığı gönülleri onarmalı, güler yüzlü ve yardımsever olmaya daha çok gayret etmelidir.

Belki de bu Ramazan son Ramazanımızdır.

Bu yüzden insan, selde kütük kapar gibi fırsatları yakalamaya çalışmalı ve bu mübarek günleri en güzel şekilde değerlendirmelidir.

Çünkü Ramazan gider…

Ama geriye şu soru kalır:

Rahmet kapıları ardına kadar açılmışken biz o kapıdan içeri girebildik mi, yoksa kapının önünden sessizce geçip gidenlerden mi olduk? 🌙

Yorumlar