Bir çiftçi, fırtınası bol bir tepede bir çiftlik satın almıştı.
İlk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne
yakınındaki, ne de uzaktaki köylerden hiç kimse onunla çalışmak istemiyordu.
Çalışmak için müracaat edenlerin çoğu da çiftliğin
yerini görünce, çalışmaktan vazgeçiyor;
“Burası pek fırtınalıdır, siz de burada oturmaktan vazgeçseniz iyi olur.” diyorlardı…
Nihayet, çelimsiz, orta yaşlı bir adam işi kabul
etti.
Çiftlik sahibi, adama “Çiftlik işlerinden anlar
mısın?” diye sordu.
“Sayılır” dedi adam, “Fırtına çıktığında
uyuyabilirim.”
Çiftlik sahibi, bu alakasız sözü biraz düşündü,
sonra üzerinde durmayıp adamı işe aldı.
Zaten, başka çaresi de yoktu.
Haftalar geçtikçe, adamın çiftlik işlerini gayet
düzgün yürüttüğünü gördü, içi rahatladı.
İşler tıkır tıkır yürüyordu, ancak “o dehşetli
fırtına gecesine” kadar…
Bir gece yarısı, fırtınanın müthiş uğultusuyla
uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu.
Yatağından fırladı; yardımcısının odasına koştu:
“Kalk! Kalk! Fırtına çıktı! Bu fırtına her şeyi
uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım!”
Adam, yatağından bile doğrulmadan, mırıldandı:
“Boşverin efendim; gidin yatın! Ben size fırtına
çıktığında uyuyabileceğimi söylemiştim ya!”
Çiftçi, adamının bu rahat ve umursamaz tavrı
karşısında çılgına döndü. Öfkeyle kararını verdi.
Ertesi sabah, ilk işi bu adamı işten kovmak
olacaktı.
Ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak elzemdi ki,
hasarı ucuz atlatsın!
Çaresiz şekilde dışarı çıktı, saman balyalarına
koştu.
Fakat o da ne? Saman balyaları birleştirilmiş,
sıkıca bağlanmış ve üzerleri de muşamba ile örtülmüştü!
Ahıra koştu; ineklerin tamamı bahçeden ahıra
sokulmuş, ahırın kapısı da sıkıca kapatılmıştı.
Tekrar evine yöneldi, evin kepenklerinin tamamı
kapatılmıştı.
Çiftçi hayli rahatlamış bir halde odasına döndü ve
yatağına yattı.
Fırtına, uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve
gözlerini kapatırken şöyle mırıldandı:
“Fırtına çıktığında uyuyabilirim.”
Yorumlar