RIZKIMI VEREN HÜDADIR KULA MİNNET EYLEMEM

 









Ben çocukken bir adam vardı. Almanya’ya gitmiş
yaklaşık 35-40 sene aralığında emekli oluncaya kadar aile hayatı yaşayamadan yıllarca gurbette yarı aç yarı tok bir yaşam sürdü. Kendine hiç harcamadı ama çoluk çocuğuna, eşine tarla, bağ, bahçe gibi taşınmazlar ile traktör, araç, tarım aleti vs. almaları için tüm kazancını gönderdi. Zamanla bu adam emekli oldu ve çok çalışmaya alıştığı için geldiğinde de boş duramadı ve gece senin sabah benim demedi yoğun bir çalışmaya girdi ve aniden vefat haberini aldık. Hiçbir şeyi yoktu ama bir krizle hayatını kaybetti.



Kendi başımızayken ve kendi rızkımız söz konusuyken çok farkında olamıyoruz. Ya paramız hiç kalmazsa ya bir gün kendi rızkımızı temin edemezsek şeklinde içimizi kemirip duran bir gulyabani dolaşıyor.

Bu düşünce ile buldukça biriktiriyor ve biriktirdiklerimizin hepsini yiyebileceğimizi düşünüyoruz.

Sayfaya eklediğim videoda çok güzel özetliyor. Bu içeriği instagramdan indirdim. Gerçekten hocamız çok güzel ifade etmiş. Diline sağlık.



Videoda başka güzel bir noktada şu:



Senin kazancın rızkın değildir, yiyebildiğin, kullanabildiğin,içinde yaşadığın, hissettiğin senindir. Gerisi mizan terazisinde sorulacak olan, kullanmsan da yemesen de hissetmesen de zekatını, hakkını verebildin mi diye sorulacak. Ayrıca bunları helal yolla mı yoksa haram yolla mı kazandığın sorulacak.



Ne der atasözü:



Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz.



Şurası da çok güzel:



Kazancın artarken rızkın azalabilir.



Yanına oturtmuşlar diyetisyeni. 3 zeytin, bir dilim peynir…



E ne anladık bundan…



Velahasılı kelam dostlar…

Rızık, Allah'ın teminatı altındadır.

Bir temsili hikaye şöyle:
  

Ali, geçimini zor sağlayan ama elinden geleni yapan bir adamdı.
Her sabah işe giderken aynı düşünce zihnini kemirirdi:

“Ya bugün kazanamazsam? Ya rızkım eksik gelirse?”

Bir gün yaşlı bir adam yanından geçerken Ali’nin yüzündeki kaygıyı fark etti ve durup şöyle dedi:

“Evladım, rızık endişesi rızıktan büyüktür. Sen çalışmakla meşgul ol; rızkını göndermek Allah’ın işidir.”

Ali şaşırdı.
Yaşlı adam devam etti:

“Dikkat et… Hiçbir kuş sabah ‘Bugün ne yiyeceğim?’ diye düşünmez. Ama aç kaldığı da görülmemiştir.”

Bu söz Ali’nin kalbine işledi.

O gün ilk defa kaygı duymadan işine devam etti.
Gün sonunda hiç beklemediği müşteriler geldi, işleri yoluna girdi.

Eve dönerken içinden şöyle geçirdi:

“Ben rızkı düşünüp daralıyordum…
Meğer rızık beni düşünüp geliyormuş.”



Kısacası;

“Rızkı veren Hüda'dır
Kula minnet eylemem.”

YUNUS EMRE

Yorumlar